Ekran dan turizme: “Set-jetting” ekonomisi
İhracat gelirisinin ötesinde, dizilerin Türkiye’yi bir “açık plató” haline getirmesi turizm gelirlerinde ciddi bir çekişme yarattı. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı kurumların yaptığı alan çalışmalarına göre; 2026 yılının ilk altı ayında, popüler dizilerin çekim lokasyonlarını görmek amacıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turist sayısı geçen yıla göre %40 oranında arttı. Bu turizmin ortalama harcama tutarı, standart bir deniz-sandal-gez turistinden %30-35 daha yüksek seyrediyor. Sektör uzmanları, dizilerden dolayı gelen “set-jetting” (dizi turizmi) hareketinin 2026 yılında ülke ekonomisine dolaylı olarak 2-2.5 milyar dolar bandında bir katkı sağladığını tahmin ediyor.
İstanbul, Kapadokya ve Ege’nin yeni haritası
En çok talep gören rotalar, İstanbul’un tarihi yarımadası (Karaköy, Balat, Çengelköy), Kapadokya’nın peri bacaları ve Muğla-Antalya hattındaki kıyı kasabaları oluyor. Özellikle 2025-2026 sezonunda global platformlarda yayınlanan ve uluslararası ödüller kazanan üç büyük prodüksiyonun çekim yerleri, seyahat acentelerinin “dizi turu” paketlerinin locomotive unsuru haline geldi. Turizm işletmeleri, bu talep üzerine butik otel ve transfer hizmetlerini dizi temalı paketlerle yeniden yapılandırıyor.
Yüksek maliyet, yüksek getiri dengesi
Ancak tablo sadece parlak rakamlardan ibaret değil. Yapımcı Dernekleri’nin 2026 yılı başlangıç toplantısında vurguladığına göre; dolar/TL kurundaki volatilite ve enflasyon, dizi yapım maliyetlerini 2023’e göre neredeyse iki katına çıkardı. Bölüm başı ortalama maliyet, üst seviye prodüksiyonlarda 4-5 milyon TL bandına tırmanırken, platformların ödediği lisans bedelleri dolar bazında artış gösterse de TL bazında kar marjlarını zora sokuyor. Sektör, bu dengeyi korumak için “Ortak Yapım” (Co-production) modellerini ve devlet teşviklerini (Sinema Yasası kapsamındaki nakit geri ödemeler, KDV istisnaları) daha etkin kullanma arayışında.
Yumuşak güç aracı olarak dizi diplomasi
Dışişleri Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) kaynakları, dizilerin Türkiye’nin yumuşak gücünün en etkili aracı olduğunu kaydediyor. 2026’da Afrika ve Latin Amerika’da başlatılan “Türk Dizi Festivali” etkinlikleri, ticari ve kültürel ilişkilerin derinleştirilmesinde kapı açıcı rol oynuyor. Sektör profesyonelleri, geleceğin sadece dizi satmakta değil, format lisanslama, merçandising (ürün lisanslama) ve turizm paketleriyle entegre bir “içerik ekosistemi” yaratmakta olduğuna 동의 ediyor.