Doç. Dr. Ersoy, “Alzheimer, normal yaşlanma sürecinin bir parçası değil, beynin belirli bölgelerinde protein birikimiyle başlayan bir nörodejeneratif hastalıktır. Lancet Komisyonu verilerine göre risk faktörlerinin yönetimiyle vakaların neredeyse %40’ı önlenebilir veya ertelenebilir” dedi.
Beyin Sağlığı İçin Değiştirilebilen 12 Risk Faktörü
Uzman, beyin sağlığını koruyan stratejilerin erken başladığını vurguladı. Doç. Dr. Ersoy, riski artıran ana faktörleri şöyle sıraladı: “Orta yaşta hipertansiyon, obezite, diyabet, işitme kaybı ve depresyon; ileri yaşlarda ise sigara, sosyal izolasyon, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği öne çıkıyor. Bu faktörlerin kontrolü, beynin bilişsel rezervini artırıyor.”
Türkiye’de Alzheimer tanısı alan hasta sayısının 600 bini bulduğu, 2050 yılında bu rakamın 1 milyonu aşacağı tahmin edildiğini belirten Doç. Dr. Ersoy, erken tanının hayat kalitesini belirlediğini hatırlattı. “Unutkanlık, günlük işlerde zorlanma, zaman-mekan kaybı ve kişilik değişiklikleri ilk belirtilerdir. Bu bulgularda bir nörolog başvurusu, hastalığın seyrini değiştirebilecek ilaçlı ve ilaçsız yaklaşımların kapısını aralar” dedi.
Koruyucu Şield: ‘Bilişsel Rezerv’ Nasıl Artırılır?
Doç. Dr. Ersoy, beyni bir kas gibi geliştiren aktivitelerin kritik rolünü vurguladı: “Yabancı dil öğrenmek, enstruman çalmak, düzenli okuma ve strateji gerektiren oyunlar sinir hücreleri arası bağlantıları güçlendiriyor. Haftada 150 dakika orta tempolu yürüyüş, Akdeniz tipi beslenme ve kaliteli uyku ise vasküler temizliği sağlıyor. Sosyal etkileşim ise beynin en doğal ‘antidepresanı’ ve stimülatörüdür.”