Avludan ana mekâna: Kapı, okul ve sürekli akan çeşme
Anlatıma göre kilise, annesinin büyükannesinin zamanında yani yaklaşık 150 yıl önce inşa edilmişti. Henüz çocukken tanığın gözlemlediği çan kulesi ise daha sonra eklenmişti. Ana girişin sağında yer alan, kalın ahşaptan yapılmış iki kanatlı ağır avlu kapısı, kilisenin dünyaya açılan yüzüydü. Bu kapının tam karşısında o dönemde Kız Okulu (Parthenagogeio) yer alıyordu.
Avlu kapısından içeri girildiğinde 20 basamaklı bir merdiven karşılıyordu ve bu merdiven bir koridora ulaşıyordu. Koridorun karşısında yer alan büyük çeşme, kilisenin ruhani ve sosyal merkezlerinden biriydi. Gece gündüz sürekli akan bu çeşmenin etrafında korkuluklar bulunuyor ve Paskalya (Diriliş) gecesi papaz buradan dua ve ilahileri okuyordu. Çeşmenin yanındaki odalar ise cenaze törenleri için kritik bir işlev taşıyordu; ölüler burada iki üç gün muhafaza edilir, kefenlenip çiçeklerle süslenerek toprağa verildikten sonra tabutlar tekrar kiliseye getiriliyordu. Çeşmenin sağında ise kilisenin yazıhanesi (ofisi) yer alıyordu.
Üç nefli yapı, ahşap stasidya ve mahfiller
Ana girişten girilen kilise içi, büyük kemerlerle üç nef (bölüme) ayrılıyordu. Zemin katta sağ tarafta erkekler, sol tarafta kadınlar yer alırken, dikey düzlemde de ayrışma mevcuttu. Sağ taraftaki bir odadan girilerek merdivenler üzerinden kadınlar mahfeline (gynaikonitis) ve çan kulesine çıkılabiliyordu. Kilisenin üç tarafta da ahşap ayin oturakları (stasidia) bulunuyordu. Kadınlar mahfilinin sol tarafındaki bir kapıdan girilen odada ise özel törenler veya hazırlıklar yapılıyordu.
Cenaze törenlerinin o günkü ritüeli
Tanık anlatımı, o dönemde ölümün ve uğurlamanın nasıl bir toplumsal süreç olduğunu da gözler önüne seriyor. Cenazelerin kilise avlusundaki odalarda bekletilmesi, çiçeklerle donatılması ve toprağa verildikten sonra tabutların (kasaların) kiliseye iade edilmesi detayları, o günlerin dinî ve kültürel kodlarını yansıtıyor. Bu anılar, taş ve ahşap mimarinin ötesinde, bir topluluğun yaşam döngüsünü yöneten gizli mimariyi de belgeliyor.
Mübadil anılarının bu detaylı kaydı, Nevşehir’in ve Anadolu’nun çok kültürlü geçmişini anlamak için birincil kaynak niteliğinde olmaya devam ediyor.