Ucuz İHA’ya karşı pahalı savaş uçakları
Raporun çizdiği tablo, askerî stratejistlerin uzun süredir dillendirdiği bir gerçeği somut verilerle ortaya koyuyor: Türkiye’nin Bayraktar TB2, Anka-S, Aksungur ve son dönemde envantere giren Akıncı TİHA’ları gibi platformların uçuş saati maliyeti, bu araçları irtifaya kaldırmak zorunda kalan F-16, Rafale ve Mirage 2000-5 gibi 4.5 ve 5. nesil savaş uçaklarının operasyonel maliyetinin çok küçük bir kesri. To Vima’ya göre bu denge, Yunanistan’ın savunma bütçesini ve personelini tüketen bir “yıpratma savaşı” niteliği taşıyor.
Gazete, Türk İHA’larının sadece keşif yapmakla kalmayıp, yerli ve milli silah sistemleri (MAM-L, MAM-C, KGK, Gökhan vb.) entegrasyonu ile tamamen bağımsız bir hava üstünlüğü ve işaretleme kabiliyeti kazandığını vurguluyor. Bu durum, Yunanistan’ın her İHA girişi için hava sahasını koruma misyonu (CAP) uçakları havalandırmak zorunda kalmasına, pilot yorulmasına ve motor ömrünün hızla tüketilmesine neden oluyor.
Stratejik derinlik ve gece operasyonları
Analizde, Türk İHA’larının gün ışığında sınırlı kalmayıp, infra kırmızı (IR) ve sentetik aperturlu radar (SAR) yetenekleriyle gece operasyonları gerçekleştirdiği belirtilirken, bu sürekli varlığın Yunan radarlarını ve hava savunma sistemlerini (S-300, Patriot, MICA) de sürekli aktif tuttuğu, böylece bu sistemlerin bakım periyotlarını kısaltıp işletim giderlerini artırdığı ifade ediliyor. To Vima, bunu “Türkiye’nin maliyet etiketi düşük platformlarla, rakibin yüksek maliyetli envanterini meşgul etme stratejisi” olarak tanımlıyor.
Uzmanlar, bu tablonun sadece mali boyutu olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde Ege’de sürekli bir varlık ve denetim hiyerarşisi kurduğunun işareti olduğunu vurguluyor. Yunanistan’ın bu asimetriyi kırmanın yollarını, kendi İHA programlarını (Archytas vb.) hızlandırmak ve uzaktan kumandalı silah sistemleri edinmek üzerinden aradığı, ancak bu sürecin zaman alacağı ve maliyetli olacağı aktarılıyor.