
İzmir Ekonomi Kulübü’nün “Ortak Gelecek için Ortak Akıl Vizyon Arayışları” toplantısında, küresel finansal sistemde yaşanan paradigma değişimi masaya yatırıldı. Toplantı, Başkan Dr. Sıddık Topaloğlu’nun açılış konuşmasıyla başlarken, ana konuşmacı Prof. Dr. Emin Akçaoğlu doların dünya ticaretindeki sarsılan tahtını değerlendirdi.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Akçaoğlu, 1945 sonrası ABD önderliğinde kurulan Bretton Woods sisteminin NATO, IMF ve Dünya Bankası gibi yapılarla desteklendiğini hatırlattı. Akçaoğlu, sistemin 1971’de Başkan Nixon’un kararıyla altın standardından kopmasıyla yeni bir evreye geçtiğini ifade etti.
1973 petrol kriziyle doğan Petrodolar sisteminin doların küresel hakimiyetini perçinleyen temel mekanizma olduğunu belirten Akçaoğlu, “Petrol zengini ülkelerin gelirlerini ABD finansal varlıklarına geri yatırması, doların küresel hakimiyetini güçlendiriyordu. Ancak bugün bu döngü jeopolitik riskler ve alternatif ticaret blokları nedeniyle ciddi tehdit altında” dedi.
Akçaoğlu, “İran Savaşı, Politik Riskler ve Küresel Enerji Piyasaları” başlıklı sunumunda enerji arz güvenliğine dair önemli uyarılarda bulundu. Küresel petrol ticaretinin ana damarı olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak herhangi bir aksamanın enerji maliyetlerini öngörülemez seviyelere çıkarabileceğini vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi araştırmalarla da destekleniyor. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu hatta akışın durması, alternatif arzın yetersizliği nedeniyle küresel ölçekte büyük bir enerji ve gıda krizine yol açabilir. Boğazın fiilen kapanması durumunda uluslararası ticaret sekteye uğrayarak dünya genelinde mal ve hizmetlerin maliyetini artırabilir ve küresel enflasyonu tetikleyebilir.
Prof. Dr. Akçaoğlu’na göre ABD için asıl tehdit, Çin’in ticaret ve teknoloji alanındaki istikrarlı büyümesi. Çin’in yenilenebilir enerji yatırımlarında liderliğe oynaması ve enerji ithalatında kendi para birimi olan Yuan’la yapması, küresel finansal sistemde bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.
Akçaoğlu, “Enerji ticaretinin Yuan gibi yerel para birimlerine kayması, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ABD hegemonyasının sonu anlamına gelebilir. Enerji ticaretinin dolar dışı unsurlarla yapılması sadece ekonomik bir tercih değil, siyasi bir meydan okumadır” değerlendirmesinde bulundu.
AB ve Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerin küresel türbülanstan doğrudan etkileneceğini vurgulayan Akçaoğlu, jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerinden cari dengeleri sarsabileceğine dikkat çekti. Akçaoğlu, İran’ın ambargolara rağmen geliştirdiği “kendi kendine yeten ekonomi” modelinin direnç noktası oluşturduğunu ifade etti.
Dünyadaki petrol rezervlerinin bittiği yönündeki yaygın söylemlere katılmadığını belirten Akçaoğlu, asıl meselenin rezervlerin varlığı değil, bu rezervlere erişim ve ticaretinin hangi kurallarla yapılacağı olduğunu söyledi. İklim değişikliği anlaşmalarının ve enerji geçiş süreçlerinin önündeki engellerin, aslında büyük güçlerin pazar paylaşım mücadelesiyle ilgili olduğunu ekledi.
Küresel enerji ticaretinde yaşanan bu dönüşüm, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem risk hem de fırsatlar barındırıyor. Yuan’ın enerji ticaretinde artan payı, doların tek baskın para birimi olma özelliğini kaybetmesi anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye’nin enerji ithalatında alternatif para birimlerini kullanabilmesi için yeni stratejik seçenekler sunabilir. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki olası riskler enerji güvenliği açısından dikkatle izlenmeli.





















antalyahabermerkezi.com, Antalya ve çevresinden en güncel Antalya Haber ve Antalya Haberlerini hızlı, doğru ve tarafsız şekilde okuyucularına sunar. Antalya Son Dakika gelişmelerini anlık olarak takip edebileceğiniz güvenilir haber platformudur.